Temel Eğitim



Başarılı bir eğitimin sonucu....

Temel Kurallar

1-)Papağanınız ne kadar evcil olursa olsun eve ilk geldiği dönemde çevreye ve size alışabilmesi için ona biraz zaman tanıyın. Evcil olmayan ve hırlayan papağanlarda bu durum birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir ancak çok evcil papağanlarda bir-iki hafta yeterlidir.

2-)Alışma sürecinde sadece yem-su değişimi ve kafes altının temizliği yapılmalıdır.

3-)Özellikle alışma döneminde papağanın üzerine fazla gidilmesi takip eden dönemde eğitimi çok daha güç ve sancılı bir hale getirir.

4-)Evcil olmayan bir papağanın evcilleşmesi aylar sürebilir ve hatta bazen hiç gerçekleşmeyebilir. Dolayısıyla buna zihnen kendinizi hazırlamalısınız..

5-)Evcil olmayan bir papağan kesinlikle kafes dışarısına çıkarılmamalıdır. Kafese geri koyma sırasında yaşanabilecek kovalamaca veya kafes dışında yaşanabilecek diğer olumsuzluklar (cama-aynaya çarpma, ani hareketten ürkme vb) papağanı birkaç ay önceki haline geri döndürecektir.

6-)Papağanlar ancak olumlu koşullandırma ile eğitilebilir. Ceza, bağırma, aç bırakma ya da diğer olumsuz davranışların eğitimde kesinlikle yeri yoktur ve tamamıyla faydasızdır.

7-)Eğitim sırasında kısa sürede çok belirgin ilerleme olması olası değildir. Bu bir süreçtir ve gerek papağanınızın özel durumu (yetenek, geçmiş deneyim, kalıtsal faktörler vb) gerekse sizin eğitim kabiliyetinize bağlıdır. Dolayısıyla suçu kendimizde de aramakta fayda vardır.

8-)Papağanlar sosyal hayvanlardır ve doğadan ayrılmış olmaları nedeniyle artık onun sosyal grubu siz ve aileniz.. Papağanınız sizi ‘lider papağan’ olarak görmeli ve kabul etmelidir. Özellikle evcil papağanlarda agresiflik, davranış bozuklukları vb sorunların büyük bir kısmı bu hiyerarşik yapının kurulamamasından kaynaklanır.Çık-in komutları mutlaka öğretilmelidir.

9-)Papağanlar zeki hayvanlardır ve sizin duygularınızı rahatlıkla çözümleyebilirler. Tedirgin ve ürkek bir tavır ona korkacak bir durum olduğuna inandırır. Dolayısıyla kendinizden emin ancak bir o kadar sevecen ve sıcak davranmalısınız.

10-)Papağanlarda ‘yükseklik baskınlığı’ bulunmaktadır. Şöyle ki hangi papağan daha yüksek dala konduysa o daha baskın bireydir. Dolayısıyla papağanınızı göğüs seviyenizden yukarı asmayın ve ileride sorunlara yol açmaması açısından omuza çıkmaya alıştırmayın.

11-)Aynı tür, yaş, cinsiyet ve geçmişe sahip papağanlar bile çok farklı karaktere sahip olabilirler. Dolayısıyla her papağanın eğitim metodu ona uygun olarak seçilmeli ve uygulanmalıdır. Genel eğitim prensipleri bellidir ancak eğitim her papağan için ona özel ayarlanmalıdır.

12-)Eğitimin başarısı sürekliliğe bağlıdır. Dolayısıyla eğitim her gün ve aynı saatlerde verilmelidir.

13-)Tamamıyla evcil papağanlara mutlaka ileri eğitim verilmelidir. Bu hem papağanın zihin olarak meşgul tutulmasını sağlar hem de papağan ile sahibi arasındaki bağı kuvvetlendirir.

Papağanlarda Koşullandırma

    Papağanlar sebep-sonuç ilişkisi kurmada oldukça başarılıdırlar. Rassal bir hareket bir sonuca neden olduğunda aralarındaki sebep-sonuç bağını kolaylıkla çözebilirler. Daha sonraki aşamalarda ulaşılan bu sonuç hareketin motivi(harekete neden olan unsur) haline gelir. Dolayısıyla başlangıçta bir hareket ve ona atanan bir sonuç vardır.

     Ancak aralarındaki bu bağ çözüldüğünde sonuca ulaşma isteği (motiv) artık tetikleyici unsur haline gelmiştir.

     Örneğin papağanınız bir anlık bir korku sonucu size hamle yapıyor ve siz elinizi çekip uzaklaşıyorsunuz , ya da diğer bir değişle onu rahat bırakıyorsunuz. Şimdi papağan açısından düşünelim

Başlangıça

takip eden aşamada ise


    Davranış kalıbı artık kendi kendini besler hale gelmiştir. Tekrar sayısının artması sonucunda bu davranış biçimi kemikleşir ve değiştirilmesi her geçen gün daha da zor hale gelir. Dolayısıyla bu tarz davranış kalıplarının tam anlamıyla yerleşmeden engellenmesi ya da değiştirilmesi gereklidir.
Davranış kalıplarına ilişkin başka örnekleri makaleler bölümünde bulabilirsiniz


    Koşullandırma papağanınızın istenen davranışları sergilemesi ve eğitimi için kullanılabilir. Örneğin papağanınız kafesinden her çıkışında etrafı pisletiyorsa ona komutla dışkılamayı öğretebilirsiniz. Papağanlar dışkılamak üzereyken vucudunu aşağıya ve arkaya doğru uzatır. Papağanınız tam bu davranışı sergilerken ‘çiş’ komutunu verin ve dışkılamanın ardından ödüllendirin. Bu en sevdiği yiyecek, basit bir ‘aferin’ ya da bir başını kaşımak olabilir. Papağanınız bunu başlangıçta anlayamayacaktır ancak tekrar sayısının artmasıyla sonuca yani ödüle neyin neden olduğunu çözecektir. Takip eden aşamada papağanınız komut üzerine dışkılayacak ve siz rahatsız edici bir temizlik sorunundan kurtulmuş olacaksınız.


    Olumuz ve yerleşmiş davranış kalıpları da keza bu şekilde değiştirilebilir. Örneğin papağanınız bağırıyorsa genelde bu sizin ona bağırdığında ilgi göstermenizden kaynaklanır. Papağanınız ne kadar bağırırsa bağırsın ilgi göstermeyin hatta aynı odadaysanız odayı terk edin. Ancak 2-3 dakika sessiz durunca ona ilgi gösterin ve hatta sevdiği yiyecek ile ödüllendirin. Papağanınızın zihninde ‘bağırma’ davranışı ‘sessiz kalma’ ile değiştirilecektir. Buna davranış şekillendirmesi adı verilmektedir.

     Olumsuz davranışın değiştirilmesinde çok önemli bir husus da motivin bulunmasıdır. Şekillendirilmek istenen davranışta papağanın neden böyle bir davranışta bulunduğunu çözmek problemin neredeyse tamamının çözülmesi demektir. Çünkü geriye kalan tek şey o sonuca başka bir hareketle ulaşmasını sağlamaktır.

    Papağanınızın konuşma eğitiminde, ileri eğitiminde ve hatta evcilleştirilmesinde koşullandırma çok önemlidir. Dolayısıyla bu temel presibin iyi idrak edilmesi papağan eğitiminde olmazsa olmaz koşuldur.

Temel Eğitim

Sandalye Tekniği

    Özellikle hırlayan ve henüz insanlara alışamamış papağanlarda etkili olabilen bir tekniktir. Bu teknikte papağan ile asla göz teması kurulmamalı hatta kafesin bulunduğu yöne dahi bakılmamalıdır. Eğitmen bir sandalye alarak kafese uzak bir mesafeye yerleştirmeli ve orada yaklaşık 10-15 dak oyalanmalıdır. Geçen sürede ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Sandalye her geçen gün kafese 15-20 cm yaklaştırılmalı ve süre 5-10 dak artırılmalıdır. Eğitim sırasında papağanın hırlaması durumunda süre dolana dek eğitmen yerinden ayrılmamalıdır. Zira papağan kısa süre içerisinde, hırladığında eğitmenin uzaklaştığını görecek ve sürekli bu silahı kullanacaktır. Şayet papağan hırlıyorsa aşamaları biraz daha artırmayı deneyebilirsiniz.

Elden Yem Yedirme

    Evcilleştirmenin ikinci aşaması elden yem yemeye alıştırmadır. Yem kabını söktükten 2-3 saat sonra bir çekirdeği kafes tellerinin arasından ona ikram etmeyi deneyebilirsiniz. Sakin ve kendinden emin bir tavır bu durumda en iyisidir zira papağanlar ruh halini kolaylıkla anlar ve ona göre davranırlar. Ürkek ve tedirgin yaklaşırsanız ıssırma olasılığı çok daha yüksektir. İlk başlarda birkaç dakika beklemek ve ardı ardına birkaç deneme yapmak kafidir. Bu süreyi gittikçe uzatarak elini zden yem almasını sağlayabilirsiniz. Şayet elinizden yem almıyorsa hemen yem kabını takmak yanlış bir davranıştır ve en azından 5-10 dakika kadar beklemeniz tavsiye olunur.

     Papağanınız hiç ürkmeden elinizden yem yemeye başladıysa elinizi kafes tellerinden her defasında daha fazla sokarak ve en sonunda ise kafesin kapağını açarak elinizi içeri sokarak vermeyi deneyebilirsiniz. Artık bu aşamayı da geçtiğinizde yem verirken belli belirsiz ona dokunarak ilk teması sağlayabilirsiniz. Hatta yemi parmaklarınızın arasında hafifçe gizleyerek onun size dokunmasını da sağlayabilirsiniz.

Konuşturma

    Aşağıdaki listede konuşma yeteneği açısından papağan türleri sıralanmıştır.



    Her ne kadar bu sıralama genel bir yol gösterici olsa da her papağan kendi içerisinde değerlendirilmelidir. Bir lori 30-40 kelime konuşabilirken bir jako sadece 1-2 kelime ile de sınırlı kalabilir. Özellikle muhabbet kuşu ile sultan papağanın ıslığa benzer seslerinin olduğu ve konuşmalarının zaman zaman zor anlaşıldığı, buna karşın gri papağan, amazon, ara ve kakadunun çok net ve anlaşılır konuşabildiğini göz önünde bulundurmakta yarar vardır. Kalıtım, bireysel yetenek, geçmiş deneyimler, eğitimde harcanan emek ve süre gibi etmenlerin hepsi konuşma üzerinde etkilidir.

    Papağanlar sebep-sonuç ilişkisi kurmada oldukça başarılıdırlar. Örneğin pek çok papağan telefon zili çaldığında ‘alo’, kapı çaldığında ise ‘kim o?’ dendiğini kısa sürede idrak edecek ve ardından bunu kendiliğinden tekrarlamaya başlayacaktır. Dolayısıyla bu tür bir bağlantıyı kullanarak onunla gerçek anlamda bir iletişime geçebilirsiniz. Banyo sırasında sürekli olarak ‘banyo’, yem kabının değiştirilmesi sırasında ‘mamma’, sabahları onu ilk gördüğünüzde ‘günaydın’, yatmadan ve ışıkları kapatmadan hemen önce ‘iyi geceler’ denilmesi bunlara örnektir. Bunların sürekli olarak tekrarlanması sonucunda papağan gerçekleşen olay ile söylenen kelimeyi bağdaştıracak ve bir süre sonra aç kaldığında ‘mamma’ diyerek, artık uyumak istediğinde ise ‘iyi geceler’ diyerek size bu isteğini belirtecektir. Bunun gibi örnekler çoğaltılabilir. Örneğin onun başını okşarken ‘kaşı-kaşı-kaşı-kaşı’ demeniz, omzunuza alırken ‘gel oğlum’ demeniz gibi. Hatta bir kişi ‘beni seviyor musun?’ dedikten sonra evde bulunan diğer bir kişinin ‘çok seviyorum’ demesi ve bunun defalarca tekrarlanması papağanın sorulacak ‘beni seviyor musun?’ sorusunun ardından ‘çok seviyorum’ demesine yol açacaktır. İki kişiye dayanan bu eğitimi Dr. İrene Pepperberg, dünyanın en meşhur papağanı olan Alex isimli gri papağana uygulayarak ona pek çok objenin ismini söylemeyi, altıya kadar varan objeleri saymayı, büyük-küçük ve renk ayrımını yapmayı öğretmiştir.

  Site içi arama:



Dost Siteler

Hepsievcil.org

Arkınkuşcenneti.com